06 Mayıs 2010

Şeylerin Önemi

varla yok arasında, yokla koyun koyuna...

19 Temmuz 2007

Ağıt

Soğuk bir rüzgar esiyor, savruluyor yapraklar.
Soğuk bir rüzgar esiyor. Kuşların hali de bir acayip.
Dolunay ışıklarını bu kez gönülsüz gönderiyor dünyaya.
Denizler silkinip kurtulmak istiyorlar sırtlarında taşıdıkları kargacık burgacık demir parçalarından.
Sokağımızın köpeğinin bir ayağı yaralanıyor, topallamaya başlıyor,
Kocaman iki göz korkarak, sorarak, anlayamayarak etrafa bakıyor,
Yaşlı bir amca sigarasından bir nefes çekiyor, gözlerini kısıyor "geçer bu günler de" diyor, sonra susuyor.
Bir tomurcuk açıp açmamakta tereddüt ediyor.
Soğuk bir rüzgar esiyor, daha bir kendine bürünüyor insan,
Soğuk bir rüzgar esiyor, gözler nemleniyor...

30 Ocak 2007

Canımın İstanbul Köşesi

Orda yaşarken geçen yıl, hep saydım sövdüm evet,
şimdi de söverim o ayrı tabii. Ama öyle özledim ki İstanbul'u,
öyle tüttü ki gözümde bunca zamandır...

Anlarız birbirimizi:
"ağlamış, makyajı akmış, bin yaşında bir genç kız" demiştim sana.
Beklemeyeceğini bilsem de geliyorum İstanbul!
Seviyorum da sövüyorum da.

02 Aralık 2006

geçmiş bahar mimozaları

bir burukluk düşer kalbine zamansız,
sebepsiz;
değildir oysa
ikisi de...

15 Kasım 2006

Alem-i imkandır bu...

İhtimaldir padişahım
Belki derya tutuşa!

17 Ekim 2006

itiraf

Kendi kalp atışımmış deprem sandığım
düşünüp taşınıp, yine de aldandığım
hep aldandığım...

21 Eylül 2006

ey dünyalı!

Tırmanırsan göğe gereğince
bulduğun bir alacakaranlık olacak.
Korkma,
o alacakaranlık içre bir duru aydınlıktır...

17 Ağustos 2006

şimşek çektim

Yirmi dakikalık bi uğraş ve şiddetli boyun ağrısının ardından, mükemmel olmasa da bi şimşeğin resmini çekmeyi başardım. Hayırlı uğurlu olsun...

16 Ağustos 2006

Dinle Ey Yıldız Tozu!

...
En uzak,
o adsız ve kimselersiz,
o yitik yıldızda
duyuyor musun?
bir stradivarius inler kendi kendine,
yayı, reçinesi,
köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor
ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı,
tüylerimi sarmada şimdi
kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.

Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram...
...
Ahmet Arif
'Suskun'

25 Temmuz 2006

fildişinden bir kuleydim

yıktım kendimi.
Can Yücel

10 Temmuz 2006

Zinedine Zidane



Seyretmekten çok zevk aldığım, benim de içinde bulunduğum geniş bir kitle tarafından "dünyanın en iyi futbolcusu" kabul edilen Zidane, aynı zamanda kendisinin jübile maçı da olan 2006 Dünya Kupası Final Maçında Materazzi adlı İtalyan futbolcuya kafa atmış ve jübelisinde kırmızı kart gören belki de ilk oyuncu olmuştur.
Buna tanık olduğuma inanılmaz üzüldüm ama belki Zidane'a toz kondurmak istemedeğimden, belki de İtalyanlar'ın çirkefliğini bildiğimden, hatta belki de Materazzi'nin vücudunu kaplayan ve bende faşizm çağrışımları uyandıran dövmelerinden dolayı sanki bütün suç bu İtalyan futbolcudaymış gibi hissetmekteyim. Ayrıca, aşırı tahrik edildiğinden emin olduğum Zidane gözümden hiç düşürmemiştir bilakis çirkefliğin profesyonellik olarak tanımlanmaya başladığı günümüz futbolunun geldiği noktaya giderayak gösterdiği sert bir tepki olarak bile algılama eğilimindeyim bu olayı. Ve fakat en nihayetinde çok çok üzgünüm...

02 Temmuz 2006

Ve Bitti Sonunda


40 post süresünce icra ettiğim askerlik görevim bitti gitti. Başlarken bulamamıştım diyecek bişey, şimdi de bulamıyorum. Sadece mutluyum.

Sahibi geldi

O gözlüklerinin arkasından bakıp, niçin ağlıyorsun?
"Nerde o eski İstanbul" diye hayıflanıyorsun.
Vallahi zor iş, doğup büyüdüğün şehirde,
dımdızlak, bir yabancı gibi kalmak.
Bir tabureye tüneyip akşamları, kadehlerde boğulmak.
Lâkerda kokmuyor artık İstanbul şehri,
paskalya yumurtası bile yok. "Şart mı ki?"
O eski bostanlar ağzına kadar blok apartman şimdi.
Seninse dikili ağacın bile yok!
Kaçırılan bir trenin ardından koşup,
yetişmeye takatin yok.
Bir yeni sahibi var artık bu şehrin, anlasana,
kimselerden korkusu yok!

Duvara astığın o çorapların sahibi geldi.
Altına aldığın kilimlerin sahibi geldi.

Kıro, keko, hırbo, zonta, maganda!
Kıro, keko, hırbo, zonta, maganda!
-Ah ah nerede o eski İstanbul?
O eski Kalamış, o boğaz, o güzelim sahiller?
- Vallahi haklısın azizim.
Halk sahilleri doldurdu, vatandaş denize giremiyor.
- Kültürsüzlük canım n'olacak? Bir sürü köylü işte!
- Kızım koş! Koş! Sular geldi sular. Gözümüz aydın ayol!

Kes lan!

Sen ülkedeki halkım, savaştaki askerim,
Ekinim ve ekmeğimsin. Sen üretenimsin.
Birisi söylemişti hatta bir zamanlar. Sen! Efendimizsin.
Ve bu Bizans eskisi şehir,
ve bu Bizans eskileri utansınlar kendi kimliksizliklerinden.
Siz! Uğruna neler çektiklerimiz...
Bana göre, vallahi hoş geldiniz.

Cem Karaca



13 Haziran 2006

Olimpiyad-ı Türkçe


Bu etkinliğin adı ve afişi beni o kadar rahatsız ediyor ki anlatamam. İstanbulun her köşesinde de bu afiş var maalesef. Sen uluslararası katılımlı, Türkçe konulu bir toplantı yap, toplantının adında Latince bir kelime kullan ve bu kelimeyi de Türk Dili kuralına uydurmaya çalışarak ucube bi isim çıkar ortaya: "Türkçe Olimpiyadı". Bana çok garip gelen diğer şey de bu etkinliğin beş çember ve iki böcek anteninden (!) oluşan ambleminin uzaktan bakıldığında fena halde Arapça gibi görünmesi. Tarafımdan çekilmiş olan fotoğraf aşağıda dikkatinize sunulmuştur. Etkinliğin içeriği, hedefi vs. konusunda bilgim yok ama bildiğim şu ki bu afiş ve isim beni çok çok rahatsız etti ve ediyor hala.

09 Haziran 2006

Bayılırım şu düzenli dünyaya

Yazı, kışı, baharı, güzü;
gecesi, gündüzü sırayla...

M.C. Anday

28 Mayıs 2006

çamaşır suyu

medeniyyettir!!!

18 Mayıs 2006

copppo

Birgün aniden, hesapsız, bakakalırsın giden geminin ardından;
Ağlasam mı, mendil mi sallasam diye düşünürken ufukta yitip gider gemi.

Ve birgün uyku mahmurluğuyla indiğinde limana
Bakarsın o gemi işte yine orda,
Bütün güzelliği, bütün mağrurluğuyla...

Hoşgeldin.

07 Mayıs 2006

hey gidi koca istanbul

Satıyorum yok mu alan?

04 Mayıs 2006

ey kânî

kutlayacaksan ille de, kazanmayı değil kazancı kutla.

23 Nisan 2006

Surdibi'nden manzara


Bi araba sürtündü geçti yine, bir kedi durdu baktı, ahşap ev daha da yana yattı, bir ninja gözümün içine baktı, çürümüş ot kokusu genzimi yaktı... Eyüp'te sıradan bir sabahtı.